 |
C. GEBELİĞİN OLUŞMASI VE
DOĞUM

Cinsel ilişki sırasında vajinaya boşalan
sıvıda bulunan spermlerden biri rahim tüplerindeki yumurta ile
birleşirse “döllenme” gerçekleşir. Döllenen yumurta çoğalarak küçük bir
yumak haline gelir. Bu sırada rahim duvarı anne karnındaki bebeği
besleyebilmek için kalınlaşır. Sonradan bebek haline gelecek hücre
yumağı, beslenmek için rahim duvarı içine gömülerek burada gelişimini
sürdürür. Bebek ilk haftalarda bu şekilde yaşar, daha sonra annenin
hormonlarının etkisiyle rahim kası içinde annenin damarları ve bebeğin
hücrelerinden oluşan bir alan, eş (plasenta) oluşur. Eş, ortalama 280
günlük bir gebelik süresince bir kordonla, su kesesi içinde rahimde
yaşayan bebeğin göbeğine bağlı olarak, onun anne karnından beslenip
gelişmesini sağlar. Gebelik sırasında adet görülmez.
Gebelikte rahim yumuşar ve giderek büyür.
Gebelik doğal bir olaydır, ancak bu dönemde kadın vücudunun işleyişi
oldukça değişir ve bu değişim bütün organları etkiler. Gebelik öncesinde
ağırlığı 50-60 gr ve büyüklüğü bir yumruk kadar olan rahmin gebelik
sonlarına doğru ağırlığı 1,5 kg olur. Boyutları bir bebeği ve onun su
kesesini barındıracak kadar artar. Bu gelişmeler kadının gebelik
süresince bebeğin ve eşinin ağırlığı ile birlikte toplam 10-14 kilo
almasına neden olur.
1. Gebeliğin Dönemleri
-
Gebeliğin ilk
3-4 ayı, genellikle dış görünüşten fark edilmeyen ancak, gebenin adet
görmemesi, göğüslerde gerginlik ve hassasiyet, kimi zaman yoğun bulantı,
hatta kusma, beslenme, uyku ve hareket değişiklikleriyle kendini belli
eden bir dönemdir. Gebenin ve bebeğin yeni yaşam koşullarına alışması
açısından başlangıç ayları bir uyum sürecidir. Bebeğin büyüyüp gelişmesi
ve gebeliğin ilerlemesine ilişkin sorunlar varsa, bu dönemde gebelik
kendiliğinden düşükle sonlanır. Bu şekilde henüz rahme yerleşemeden pek
çok döllenmiş yumurta da atılabilir. Bunlar farkında olunmayan gebelik
kayıplarıdır.
-
Üçer aylık dönemler
olarak değerlendirildiğinde, 1nci ve 2nci dönemleri sağlıklı bir şekilde
geçiren gebe kadın ve bebek daha güvenli bir evreye kavuşmuş sayılır.
Çünkü bebek artık, amniyon denilen ve sıvı dolu bir kesenin içinde,
annesinin rahim duvarına plasenta adlı bir organa göbek kordonuyla
bağlı olarak yaşamakta ve gelişimini sürdürmektedir. Hareket yeteneği
kazanmıştır.
-
3ncü ve son dönem artık
bebeğin kendi yaşamsal dokularını ve organlarını geliştirdiği, dış
dünyaya çıkmak üzere donanımlarının neredeyse tamamlandığı bir
dönemdir. Günümüzde, bu dönemde “erken doğan” bebeklerin hayatta kalma
şansları artmaktadır.
-
Anne 10-14 kg. daha ağırlaşmış, yalnız karın bölgesinde
değil, kalça ve göğüslerinde de genişleme ve büyüme olmuştur. Memeler,
bebeği beslemek için süt yapımına başlamaya hazırdır.
2. Doğum
-
Genellikle gebeliğin 40. haftası civarında
bebek anne karnındaki gelişmesini tamamlayıp kendi kendine yaşayabilecek
hale gelince doğuma hazır olur. Son haftalarda bebek rahim içinde artık
yeterince rahat ve geniş yer bulamadığı için doğum kanalına doğru
yönelmeye başlamıştır.
-
Tam olgunluğa erişmiş bebek, başını rahim boynuna bastırarak adeta
dış dünyanın kapısını çalar.
Doğum, önce rahmin düzenli kasılmaları sonucu rahim ağzının incelerek
açılmasıyla başlar. Bu sırada, jölemsi bir salgıyla karışık, az miktarda
bir kanama olur, buna “nişan” denir.
Kasılmalar öylesine şiddetlidir ki sancı olarak
hissedilir. Ortalama 12 saat kadar sürebilir ve bebeği rahim boynundan
geçecek şekilde ilerletir. Rahim boynu bütünüyle genişlediğinde amniyon
kesesi yırtılarak içindeki sıvı dışarı boşalır.
-
Artık
doğum tümüyle başlamıştır. Yirmi dakika ile bir saat içinde bebek rahim
boynunu aşar ve vajinayı geçer, bütünüyle dışarı çıkar. Böylece bebek
dünyaya gelmiştir. Bebeğin tüm gebelik boyunca plasenta ile ilişkisini
sağlayan göbek kordonu, bebek doğunca
kesilerek bağlanır. Böylece bebek annesinin bedeninden
tamamen ayrılmış olur.
-
Son olarak doğumun ardından 10-15 dakika içinde rahim
kasılarak artık görevi kalmayan plasentayı da dışarı atar ve doğum
süreci tamamlanır. Halk arasında plasenta için “eş” deyişi kullanılır.
Doğum eyleminin bu son aşaması “eşin gelmesi” olarak bilinir.

Gebelik sırasında ve doğumda annenin
çevresindekiler tarafından desteklenmesi rahatlatıcıdır. Bebeğin
doğumundan sonra pek çok kadın üzüntü, korku ve endişe duyabilir. Bu
duygular annenin doğum sonrası, alışma dönemine ait duygulardır. Eğer
iki haftadan uzun süreli olursa danışmanlık almak için bir sağlık
kuruluşuna başvurmak yararlı olur. Önceki gebelikle aradaki süre iki
yıldan azsa, annenin gebelik sayısı dörtten fazla ise, anne 18 yaşından
genç ya da 35 yaşından büyük ise gebeliklerinde sorunla karşılaşma riski
artar. Annede, kansızlık, erken ve geç dönem düşükleri, gebelik
zehirlenmesi, zor doğum, doğum sonrası kanamaları, rahimde parça
kalması, iltihaplanmalar, rahim ağzında yırtılmalar ve ölüm olabilir.
Bebekte olabilecekler ise; anne karnında iyi beslenememe ve gelişememe,
düşük doğum ağırlıklı zayıf ve cılız bebek, erken doğum, ölü doğumdur.
Kadının gebe olduğu kesinleştikten sonra düzenli olarak bir doktor ya da
ebe/hemşire tarafından kontrol edilmesi gebelik süresince en az bir kez
tetanoz aşısının uygulanması ve doğumun mutlaka bir sağlık kuruluşunda
gerçekleşmesi anne ve çocuk sağlığı açısından gereklidir.
Gebelik döneminde sigara kullanımı, anne
karnındaki bebeğin iyi gelişememesine ve düşük kilolu olmasına neden
olur. Yüksek tansiyon, kalp hastalığı, böbrek hastalığı, verem, şeker
hastalığı, guatr, kanser gibi bazı hastalıklar, gebeliği hem anne hem de
bebek için tehlikeli hale sokarlar. Bu tür hastalıkları olan kadınların
mutlaka gebe kalmadan önce bir hekimle görüşmeleri ve gebelik için uygun
zamanı hekimin tavsiyesi ile seçmeleri gerekir. Gebelik kontrolleri ve
doğumları da mutlaka hastanede yapılmalıdır.
Bazı gebelikler düşükle sonuçlanabilir.
Gebelikte lekelenme tarzında ya da ağrısız kanama, karın ağrısı ya da
krampla birlikte kanama, yüzde ve kollarda, bacaklarda aniden şişme,
nefes darlığı, göğüs ağrısı, şiddetli başağrısı, yüksek ateş, şiddetli
kusma, kötü kokulu akıntı gibi belirtilerden bir veya birkaçı olduğunda
zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekmektedir. Ağrı ya
da kanama olmaksızın vajinadan sıvı boşalması da acil başvuru için bir
uyarıdır.
Yaşadığınız çevrede size yakın olan üreme
sağlığı ve aile planlaması hizmeti veren sağlık ocakları, ana-çocuk
sağlığı merkezleri, devlet ve sigorta hastaneleri, özel sağlık
kuruluşları, muayenehaneler ile gönüllü kuruluşların kliniklerinden
hizmet alabilirsiniz.
Ana Sayfa/
Gençlik Danışma Birimi Hizmetleri
/
Üreme Hakları
/
Üreme Sağlığı
/
Sağlıklı Yaşam Önerileri
/
Üniversitelerde Model Hizmet Projesi /
Linkler
|
 |