Kinet Höyük Kazıları: Antik Issos (Yeşilköy-Dörtyol, Hatay)
Bir Kuzeydoğu Akdeniz Limanı

Hatay Dörtyol yakınında ve İskenderun'un 30 km kuzeyinde yer alan KİNET HÖYÜK, doğu Kilikya veya Kizzuwatna'daki (Çukurova'nın antik isimleri) en büyük antik yerleşmedir. Yerleşme, büyüklük veya görünüm açısından sıradışı değildir; ancak kendisini barındıran ISSOS OVASI, Büyük İskender'in MÖ. 333 yılında Pers Kralı Darius'u burada yenmesiyle ünlenmiştir. Kinet'in ovanın baskın kenti olarak bölgeye adını vermiş olması ve antik Issos (Hititçe Izziya) olduğunun kabul edilmesi mümkündür.

Antik ve Çağdaş Bir Liman

Kinet, İskenderun Körfezinin doğu kıyısında, denize 500 m. mesafede yer almaktadır. Antik çağlarda Kinet geçimini, sahip olduğu iki liman sayesinde sağlamaktaydı: kuzeyindeki doğal koy ve güneyindeki, bugün 2,5 km. öteye kaymış olan Deliçay ırmağının antik çağlardaki ağzı. Kinet böylece, bir nehir halicinin kuzey kıyısını korunaklı bir liman olarak kullanarak, kazılmış olan en yakın komşusu Al Mina (Samandağ) gibi, diğer antik doğu Akdeniz kentlerinin örneğini izlemistir. Yerleşmenin denizcilik potansiyeli, yakın zamanlarda höyüğün hemen yanında kurulan iki petrol ve doğalgaz dağıtım firması, Delta Petrol ve BP Gaz tarafından canlandırılmıştır. Bu firmalar Kinet'in antik çağdaki ticari canlılığının yaşayan birer kanıtıdır.

Kinet Höyük'te 1992'den Beri Süren Kazılar

Kinet Höyük, 19. yüzyıl gibi erken bir tarihte bile Büyük İskender'in savaştığı alanla ilişkilendirilmesine karşın, 1992 yılına kadar burada herhangi bir kazı çalışması yapılmamıştır. 1992'de Hatay Müzesi işbirliğiyle başlayan kazılar, 1993'ten bu yana da M.-H. Gates başkanlığında Bilkent Üniversitesi'nin (Ankara) projesi olarak yürütülmektedir. Kinet'teki Ortaçağ araştırmalarına ise S.N. Redford (Georgetown Üniversitesi, ABD) başkanlık etmektedir.

Kinet'te yürütülen sezonluk kazı çalışmaları, bu antik liman kentinin kültürel tarihini açığa çıkarmıştır. Kinet, Geç Neolitik'ten Hellenistik döneme kadar (M.Ö. 5000- 50) yerleşime sahne olmuş, uzun bir süre terk edildikten sonra Ortaçağlarda Haçlı limanı olarak tekrar kullanılmıştır. Kazılar, bu uzun zaman süreci içerisinde höyükteki Erken Tunç (M.Ö. 2500- 2000), Orta Tunç (M.Ö. 1650- 1550), Geç Tunç/ Hitit (M.Ö. 1400- 1200), Demir Çağı (M.Ö. 1200- 400) ve Ortaçağ yerleşmelerine odaklanmıştır. Yukarıdaki dönemleri aydınlatan buluntular burada sergilenmektedir.

Projenin Amaçları Kinet kazıları, bu antik liman kentinin Doğu Akdeniz'deki kültürel, ekonomik ve politik değişimlere nasıl ayak uydurduğunu araştırmaktadır. Bu sebeple, proje için, Kinet'in çeşitli yerleşim dönemlerinden veri toplamak, bu verileri birbirleriyle ve Kinet'in çağdaşı olan diğer yerleşmelerden elde edilenlerle karşılaştırabilmek amacıyla önemlidir. Aynı zamanda, her yerleşme, çevresinin tamamlayıcı bir parçası olduğundan, Kinet'teki buluntular doğu Akdeniz'in antik çağlarını açıklamakta kullanılacak daha genel unsurları yansıtmaktadır.

Kinet'in yerleşme dönemlerini aydınlatmaya yönelik çalışmalar, kentin özellikleri sayesinde kolaylaşmıştır. Türkiye ve Yakın Doğu'daki birçok yerleşme gibi Kinet de bir höyük içermektedir. Höyük (tepe veya tell), yapıların, önceki yapıların temelleri, yıkılmış kerpiç duvarları veya yokolmuş, terkedilmiş kentler üzerine üst üste, tekrar tekrar inşa edilmesiyle oluşmuş yapay bir yükseltidir. Bu inşa süreci zamanla, kaleye benzer, kimi zaman eteklerindeki bir yerleşme tarafından çevrelenmiş bir yapı meydana getirmektedir.

Kinet'teki 5000 yıllık aynı bölgeye yapılanma süreci, 3,3 hektardan daha büyük bir alana yayılan, 20 yerleşme katını içeren ve 26 m. yükseklikte bir höyük oluşturmuştur. Erken Tunç Çağından (M.Ö. 3. binyıl) Orta Demir Çağına (M.Ö. 8. yy.) kadar yerleşme, höyüğün kuzeyindeki alçak arazide yer alan bir kenti de içermektedir. Geç Demir Çağından Hellenistik çağlara kadar (M.Ö. 7.- 1. yy.) ve Ortaçağlarda (M.S. 12.- 14. yy.) ise, yalnızca höyük üzerinde yerleşme söz konusudur. Ayrıca, Pers döneminden erken Hellenistik (M.Ö. 4.- 3. yy.) döneme kadarki çağlara ve Ortaçağ kalesine ait istihkam duvarları günümüzde korunmuştur. Höyüğün, daha erken çağlarda da istihkam duvarlarıyla çevrilmiş olması muhtemeldir.

Kazı Yöntemleri Prensip olarak, bir höyüğün en geç yerleşmesi en üstte, daha erken yerleşmeler ise daha altta, ters bir kronolojik sırayla yer almaktadır. Höyük ne kadar derin kazılırsa o kadar erken tarihli bir tabakaya ulaşılır. Erken tarihli tabakalara, höyüğün yan taraflarından da ulaşmak mümkündür. Burada, belli bir tabaka için uygun yükselti, bu tabakanın altındaki ve üstündeki tabakaları kazmadan belirlenebilir.

Kinet'in Tunç ve Demir Çağı katları höyüğün doğu ve batı yamaçlarına açmalar açmak suretiyle ortaya çıkarılmıştır. Aynı zamanda, höyüğün Doğu Teras'ında Ortaçağ katının hemen altında yer alan geniş ölçekli bir Orta Tunç Çağı binası kazılmıştır. Höyüğün tepesindeki açmalar Kinet'in en geç dönemlerini (Ortaçağ, Hellenistik ve Pers) aydınlatmaktadır. Ayrıca höyüğün kuzeyindeki, kıyı şeridinde sondajlar yapılmıştır. Burada höyüğün Erken Tunç ve Orta Demir Çağı ile çağdaş olan, günümüzde erozyon toprağıyla tamamen örtülmüş kent tabakaları yer almaktadır. Kazı programıyla bağlantılı olarak yürütülen bölgenin jeomorfolojik araştırması, yerleşmeyi ve limanlarını tarih içinde hangi değişikliklerin etkilediğini değerlendirmektedir.

Arkeolojik Kanıtlar Kinet'teki kalıntıların çoğu ev mimarisini temsil etmektedir: evlerin ve işliklerin, sahiplerinin günlük yaşantısının döküntüsüyle dolmuş taş temelleri ve kerpiç duvarları. Binaların yangınla yok olduğu durumlarda, eşyalar bırakıldıkları yerde bulunmuştur ve odaların ne amaçla kullanıldıklarını göstermektedir. Bu ev eşyaları, kişisel eşyalar ve üretim için kullanılan malzemeler, sahiplerinin çeşitli dönemlerdeki sosyal statülerini ve kültürel bağlantılarını göstermektedir.

Eşit derecede önemli olan buluntular ise, depolama ve çöp çukurlarından, ya da açık alanlardan çıkarılan tohumlar ve hayvan kemikleridir. Bu buluntular tarım, hayvancılık, avcılık ve balıkçılık uygulamalarıyla ilgili kanıtlar sağlamakta; insanların yalnızca nasıl beslendiklerini değil, aynı zamanda hangi kaynakların yerel olarak mevcut olduğunu göstermektedir. Örneğin, Kinet'in bütün dönemlerinde tahıllar kentte değil, başka bir yerde işlenmiştir. Bu da göstermektedir ki; tahıl tüketicileri çiftçi değillerdi ve kentli bir yaşam sürmekteydiler. Kinetlilerin beslenme rejimleri koyun, keçi ve sığırdan, Ortaçağlar'da bunlara ek olarak domuzdan elde ettikleri et ve süt ürünlerinden oluşmaktaydı. Bu ürünler özellikle Tunç Çağı'nda ve avcılığın etkin olarak yapıldığı Ortaçağlar'da, balıkçılık, geyik, ceylan ve yaban domuzu avından elde edilen yiyeceklerle desteklenmiştir. Ortaçağ katlarında bulunan fil, sırtlan ve ayı kemikleri de bölgede bir zamanlar yer alan daha egzotik türlerin varlığını belgelemektedir.

Kinet Höyük Kazıları -- devam ediyor ===>>