Niçin Böyle Bir Eğitim Tarzı?
Günümüzdeki kabul gören tanımıyla artık arkeoloji ve sanat tarihi, çok disiplinli bir beşeri
bilim dalıdır. Tek başına eski kültürleri bir boşluk içinde tanımlayıp değerlendirmek, ona
yeni anlamlar biçmek artık mümkün değildir. Bir konu üzerinde çok derinlemesine durarak
uzmanlaşmak yerine resmin bütününü görmeye olanak tanıyan daha genel perspektife sahip
olunması, Bilkent Üniversitesi, Arkeoloji ve Sanat Tarihi programının asıl hedeflerinden bir
isidir. Doğrusunu söylemek gerekirse bu anlayış tarzı ve bakış açısıyla kurumumuzdaki
arkeoloji ve sanat tarihi eğitimi, Türkiye'de var olan bu tür yüksek öğretim programlarının
hiç birisine benzemez. Aslında bilinçli bir seçim olan bu anlayışla öğrencilerimizin
sonuçta eğitimleri boyunca kazanacakları donanımların tek bir alan ile sınırlı olmamasını
özellikle hedefliyoruz. Böyle bir sağlam temele sahip olmanın ardından herhangi bir dönem
ya da konu üzerinde istenilen uzmanlık alanının seçilmesi bizce daha yararlıdır.
Anadolu'nun sahip olduğu kültür ve tarih hazinesinin zenginliği düşünüldüğünde bu şekilde
çok boyutlu ve farklı dönemleri içeren bir çerçeveyi baştan belirlemenin pratik anlamda da
avantajları mevcuttur. Sonuçta öğrenci, doğru seçilmiş ve öğretilmiş ana konuların ve
bunlardan kazanılan temel bilginin üzerine uzmanlaştığında ufkunu geniş tutabilmekte, farklı
dönemlerin ve bunlar üzerine yapılan kuramsal analizleri değerlendirme ve onlardan kendi
konusunda yararlanma olanağı bulabilmektedir.