 |
Konuyu Hazırlayan: Dr. Mutluhan İzmir
Depresyon bir duygudurum bozukluğudur. Başlı başına
bir hastalık olarak görülebildiği gibi alkol, uyuşturucu, uyarıcı madde
kullanımı, tedavi amaçlı ilaçların kullanımı, metabolik hastalıklar,
kanser gibi sorunlara ikincil olarak da gelişebilir.

Genellikle ağır tablolarla seyreden ve tamamlanmış
intiharlara neden olan depresyonların doğuştan gelen genetik özellikleri
bulunmaktadır ve bu depresyon türlerinde ilaç tedavisi çok titizlikle
belirlenmelidir ve ilaç tedavisi önemle üzerinde durulması gereken
başlıca tedavi yöntemidir. Bu tür ağır depresyonlar unipolar, bipolar,
affektif bozuklukların depresif dönemlerinde gözlenen ve tedavi
edilmediklerinde ciddi yaşamsal, sosyal ve ekonomik sorunlara yol açan
tablolardır.

Diğer bir grup depresyon tablosunda ise klinik olarak
daha hafif şiddette ve yaşamsal, çevresel olaylara ikincil olarak
gözlenen depresif yakınmalar ortaya çıkar. Bu tür depresyonların
genellikle genetik özelliği yoktur, öğrenilmiş çaresizlik ve nesne
kayıplarının önemli bir rolü vardır. Bu nedenle bu tür depresyonlarda
iyi bir ilaç tedavisinin yanında öğrenilmiş çaresizlik biçiminde ortaya
çıkan bilişsel şemaları düzeltmek ve nesne kayıplarının yol açtığı algı
sistemini normalleştirmek için psikoterapi önemli yer tutmaktadır.
Bu durumlarda yapılacak olan psikoterapinin yöntemi hastanın yaşı, sosyo
kültürel düzeyi, eğitim düzeyi gözönüne alınarak belirlenir ve
destekleyici, dinamik, bilişsel, analitik yöntemlerden bir ya da birkaçı
tercih edilebilir.
Bir depresyon tablosunda, şiddeti klinik olarak
değişen şu gibi belirtilere rastlarız.

Anhedoni:
Hiçbir şeyden keyif alamama ve zevk
alamama hali.

Sosyal çevreden, iş ve aile çevresinden kaçarak içe
çekilme.
Motivasyon düşüklüğü, istek azlığı ve düşük
engellenme eşiği.

Libido kaybı, kilo kaybı ve iştahsızlık ya da aşırı
kilo alma, aşırı iştah, düşük enerji düzeyi, kolay yorulma hali, adet
düzeninde aksama, uyku bozuklukları, sabah erken uyanma, uykuya dalma
güçlüğü, hiç uyuyamama yada aşırı uyuma hali.
Kabızlık, ağız kuruluğu, başağrısı, uyuşmalar,
karıncalanmalar gibi fiziksel yakınmalar.

Hasta psikomotor yavaşlama halinde ya da aşırı
gerginlik içinde olabilir. Kolayca ağlayabilir durumdadır, çökkündür,
dikkati dağınıktır. Duygusal olarak sıkıntılı, tedirgin, üzgün, depresif
ya da kendini engelleniyor hisseder durumdadır. Konuşmanın akıcılığı ve
canlılığı spontanlığı azalmıştır. Genellikle tek kelimelik uzun
aralıklarla, alçak sesli ve monoton şeklinde konuşur. Hastanın düşünce
içeriğinde intahar düşünceleri, ölümle yoğun bir uğraş hali, yoğun bir
umutsuzluk ve çaresizlik, değersizlik, suçluluk, karasızlık görülür.
Düşünce içeriğinin zenginliği azalmıştır. Fiziksel şikayetlerle yoğun bir
uğraş halinde olabilir. Konsantrasyon güçlüğü, hafıza bozukluğu ve
değersizlik hisleri sık rastlanan şikayetlerdendir.
Depresyon tablolarında yapılacak tedaviler genellikle
2 ile 6 ay arasında süren ve yukarıda belirtildiği gibi ilaç tedavisi
ile birlikte zaman zaman psikoterapinin uygulandığı tedavilerdir.
Günümüzde depresyon için kullanılabilecek tıbbi tedaviler ve ilaçların
sayısı çok çeşitlenmiş ve kalitesi arttırılmıştır. Kullanılacak olan
ilaçların mutlaka hekim gözetiminde alınması ve gerekli olan zaman
süresinin aşılmamasına dikkat edilmesi önemlidir.
Ergenlerde depresyon tablolarında erişkinlerden
farklı olarak aşırı bir tedirginlik ve huzursuzluk, öfke patlamaları,
sabırsızlık, çabuk bıkma ve sıkılma, dikkat dağınıklığı, impulsivite,
aşırı bir hareketlilik ve dışa dönüklük hali, düşünmeden çok sayıda
amaçsız girişimde bulunmak ve kurallara karşı çıkma eğilimi ön planda
olabilir. Bu nedenle ergenlerin okul ve aile yaşamlarında, arkadaş
ilişkilerinde ortaya çıkabilecek sorunlara karşı uyanık olunmasında
fayda vardır.
Ergenlerde depresyon tedavisi uygulanırken sosyal
becerileri geliştiren yöntemlerin kullanılması, aile ile ilgili
manipülasyonların yapılması, oldukça yüzgüldürücü sonuçlar vermektedir.
Web
sayfasının dizaynı Aytuna Devrim Canbul tarafından yapılmıştır.
|
 |