Bilkent Üniversitesi Ana Sayfası ETS Ana Sayfa

GENELLEŞEN ÇEVİRİ YANLIŞLARI

Herşeyden önce bir soru sormak isterim: Sizce, daha önceleri yapılmş ve kalıplaşmış olarak Türkçe'ye yerleşip artık doğru olarak "algılanan" Türkçe yanlışları ne kadar doğru, ne kadar yanlıştır?

Ben bu konu üzerine düşünürken; birçok önemli örnek edindim ve bunları sizinle paylaşacağım:

1- ) Ninelerimiz, dedelerimiz, belki; anne babalarımız daha on-beş yıl öncesine değin bir konu hakkında kabul veya rızalarının bulunduğunu belirtmek için; pekala*, pekiyi/peki, oldu, olur, derhal*, baş üstüne gibi onay sözcüklerini kullanırken; çağımız kuşağı olan bizler, bunca sözü bir yana koyup "tamam", hatta daha da ileri gidip O.K. (oll korrekt> all correct=all right) demeye başladık. Çeviri yanlışı olarak karşımıza çıkan ve bize biraz daha tanış gelen (tamam>temam Ar.) sözünün sözlüklerdeki anlamına bakıldığında; Bütün, tüm, tam, bitmiş, eksiksiz, noksansız anlamlarıyla karsımıza çıkar. Hal böyleyken; bu anlamlarına bakarak siz "tamam" sözcüğünü anlam kaymasına uğratarak "oldu", "olur", "peki", vb... sözcüklerinin yerine kullanıp Türkçe'yi dar bir "tamam" sözcügü ile kısırlaştırmayı Türkçe'ye yakıştırıyor musunuz? Hele "O.K" konusuna hiç girmek istemiyorum. Çünkü onun için söylenecek çok agir sözlerim var...

2- Yine bir on yıl öncesine değin tümü Türkçe sözcüklerden oluşan ve bir kişiyi ummadığımız bir yerde gördüğümüzde saşkınlığmızı belirtmek için dile getirdiğimiz ve bir soru cümlesi olan "Sen burada ne arıyorsun?" cümlesinin yerini , bugün; İngilizce'den dolaysız ve aktarma çeviri yoluyla "Sen bur'da n'apıyo'sun?" ya da "N'ediyo'sun bur'da?" hatta; yerel ağıza öykünme sonucu "N'ediyo'n bur'da?">"What are you doing here?" gibi ucube ve Türk dilinde saşkınlık belirtmeyen ve yalnızca merak sonucu sorulabilecek bir cümle almıştır...

3- Bir diğer örnek ise, birisinden ayrılırken söylediıimiz sözlerdeki kargaşadır: Allahaısmarladik! /Güle güle! ya da Esen kal! / Sağlıcakla! deyimlerinin söylenme sırası ve ne zaman söyleneceği genç kuşaklarca bilinmez hale gelmiş, daha acınası ise; bu deyimlerin yerini; artık hemen hemen tümüyle sıradan ve yapay olan "Hoşça kal!" ya da "Kendine iyi bak!" (ne demekse?) gibi Türkçemsi cümleler ya da İngilizce'den aynen alınmak yoluyla "Bye!" ya da "Bye-bye!" işgal etmiştir. Yakın zaman içerisinde biri çıkıp bana "hi!" ya da "hello!" diyecek olursa hiç şaşmayacağim.

4- Diğer bir sorunsa İngilizce'de "neither...nor...", Türkçe'de ise karşımıza "ne...ne..." olarak çıkan bağlacın kullanımında yaşanmaktadır. "Ne...ne..." bağlacı aslen Farsça olup dilimize Osmanlıca'dan miras kalmış, yerine T.D.K'ca "...de...de" karşılığı verilse de pek tutunamamıştır. Olumlu cümle yapısıyla olumsuz anlam verir. Ancak günümüzde; doğrusu: "O da gelmedi, ben de gelmedim." Ya da " Ne o geldi ne de ben geldim." iken; "Ne o geldi ne ben gelmedim." gibi tuhaf şekillerde karşımıza çıkmaktadır.

5- Saat söylerken on yıl öncesine değin, "sularında" denirken, İngilizce'nin de etkisiyle (***about***) "civarında" ya da "gibi" sözcükleri moda olmustur.

Bu örneklerden sonra; bunların kalıplaşmış ya da yeni kalıplaşmakta olmasının dilbilimsel olarak yanlış olduğunu ve hiç bir dilevrimsel teorinin bu yanlış kalıplaşmaların doğruluğunu açıklayabileceğine inanmadığımı belirtmek isterim. Verdigim bu örnekler, sizleri birazcık da olsa düşündürecek olsa ben bir Türk dili hayranı olarak daha ne isterim?

*: Osmanlica ya da Arapça-Farsça

NADİR HİKMET KULELİ (ETS 1. Sınıf Öğrencisi)