YENİDEN PATLATMAK!
"Çeviri denen uğraş başka bir dilde yeniden yaratmak, yeniden patlatmaktır."
Can Yücel
Can Yücel'in bu sözlerini sınıfta okuduğum anda, '224 Literary Translation' dersini alan
öğrencilerim kıpırdanmaya, mırıldanmaya başladılar. Biliyordum ki, çeviri ile ilgilenen
pek çokları gibi, öğrencilerim de, bu konudaki bilgileri ve henüz sınırlı bile olsa
öğrenimleri süresince edindikleri deneyimleri ile birşeyler söylemek istiyorlardı.
Yorumlayıcı Çeviri kuramının yaratıcısı Marianne Lederer'in söylediği, aynı anlamın
bir dilden bir diğerine biçimsel eşdeğerlilik içinde aktarımından; Paris Okulu'nun
belirlediği düzanlamsal, yananlamsal, biçimsel, uygulama ve etkileme olarak
adlandırılan beş genel eşdeğerlilik düzeyinden haberdardılar. Can Yücel gibi
düşünenlerin karşısında yer alan, çevirinin önemli işlevlerinden biri 'kültür
taşımacılıği' olduğuna göre metne elden geldiğince bağlı kalmak yeğlenmelidir
diyen görüşü de biliyorlardı.
Evet, bu konuda pek çok şey söylendi ve söylenecek. Ama simdi sıra onlarda:
" Evet, çeviri başka bir dilde yeniden yaratmaktır. Kloepher bu cümleye son derece
uygun bir genelleme yapmıştır ve demiştirki çevirmenlik 'yazarlığın yazarlığdır.' Çevirmen
bir yazarın kendi dilinde yarattığı etkiyi erek dilde yaratamamışsa yani 'yeniden
patlatamamışsa' bu, çevirmenin yazara sadakatsizliği ve hatta ihanetidir"
"Çevirmen bir metni çevirirken kendini yazar yerine koyup baska bir metin yaratma
hakkına sahip değildir. Bazı çevirmenler yeniden yaratmanın doğru olduğunu düşünse de
şunu unutmamalıyız ki çevirmen yazar değildir; sınırlarını bilmelidir. Eğer çevirmen
çevirirken yeniden yaratırsa, bu yazara karşı ihanet değil de nedir? "
"Çeviriyi, bir dildeki sözcüklerin ya da biçimin diğer bir dile aktarılması olarak
görmüyorum. Bence çeviri başka bir dilde yeniden yaratmaktır. Bir düşünün; bir öykü
çevirisi okuyorsunuz ama okuduğunuz sözcükler, cümleler sizde hiçbir etki bırakmıyor.
Oysaki, o öykünün aslını okuduğunuzda nasıl etkileniyorsanız, çevirisini okuduğunuzda da
aynı duyguları yaşamalısınız. Nasıl bir eser yaratılırken tüm duygular ve hayaller
kullanılıyorsa, bu eser çevrilirken de kullanılmalıdır."
"Bana göre çeviri demek, 'kültür taşımacılığı' öğesi de göz önünde bulundurulduğunda
metne elden geldiğince bağlı kalmaktır. Bir örnek vermek istiyorum:
Can Yücel,
Shakespeare'in o ünlü sözü 'To be or not to be' yi 'Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin'
olarak yorumlamıştır. Gerçekten çok güzel bir yorum ve çok etkileyici bir üslup. Ama bu sözü
sanki Shakespeare değil de içimizden biri söylemiş.Ben bu cümleyi okuyunca, Shakespeare ve onun
dünyasını anlamıyorum.Bu cümle sana ne düşündürüyor derseniz, Shakespeare bize benziyor,
sanki bizim kültürümüzden çıkmış diyorum. Hani nerde kültür taşımacılığı? Hani nerde çeviri
yoluyla bir başka kültürü tanıma, anlama?"
Öğrencilerim işte böyle yansıttılar kendi düşüncelerini. Ya siz? Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Ayşe GÜRAN