| Bizi Tanıyın | Okula Başlarken | Anaokulumuz Hakkında | Yuvamız Hakkında | Sağlık Köşemiz | Sizlerle Haberleşiyoruz |

SÖZ DİNLEMİYORSAM BİR NEDENİ VAR !

Çocuğunuzla birlikteyken yaşadığınız herhangi bir sorunda ona sözünüzü geçiremediğiniz, doğru olanı anlatmaktan bitkin düşüp ve hala sonuç alamadığınız, en sonunda sinirlerinize hakim olabilmeye çalişmaktan yorulduğunuz oluyor mu hiç? Özellikle bu yaşlarda çocuklar inanılmaz derecede zorlayıcı olabilirler. Bunun asıl nedeni büyüyüp kendini ispat etmeye başlayan çocuklarımızın artık kendilerini en az sizin kadar önemli ve kuvvetli hissetmelerinden kaynaklanmaktadır.

Çocuklarımız gerçekten bizi dinlemiyorlarsa bunun sebeplerini araştırmamız gerekir. Çünkü mutlaka kendince çok önemli nedenleri vardir. Böyle durumlarda bizim yaklaşımımız çok önem kazanır. Ceza vermek ise uygulamamız gereken en son yöntemdir. Genellikle geri tepip daha büyük sorunların doğmasına sebep olur. Asıl yapılması gereken çocuğumuzla konuşarak sorunun esas nedenini bulmaya çalışmaktır. Olaylara onların gözünden bakmaya çalışmamız gerekir.

Çocuklarımız özellikle evdeki minik kardeşin varlığında, anne ya da babasi uzun süre onunla ilgilenmediğinde, aile içi büyük kavgalara tanık olduğunda, enerjisini yeterince boşaltabileceği aktivitelerle ilgilenmediğinde, yeterince sevilmediğini düşündüğü zamanlarda ilgi çekebilmek için hirçinlaşabilir ve böyle anlarda iş çiğrindan çikana kadar sizi zorlamaya çalişir. Çünkü bu şekilde ilginizi çekebilmiştir.

Çocuklarimiz bu tarz davranişlari sıklıkla tekrarlamaya başladıklarında öncelikle anne ve baba olarak mini bir aile toplantısı yapıp, asıl sorunun ne olduğunu ve çözüm yollarını tartısmalıyız. Hem anne hem de baba olarak her gün çocuğumuzla düzenli olarak belli bir zaman dilimini teke tek paylasmalıyız (Yarım saat kadar). Aile olarak herhangi bir konuda bir karar almamız gerektiğinde küçük de olsa onun da fikrini almalıyız. Göreceksiniz yaslari büyüdükçe ne kadar katılımcı olabiliyorlar. Böylelikle de sizin onlari önemsediğinizi daha iyi anlamış oluyorlar. Çocuklarımız herhangi bir konuda sizlerle inatlaştıklarında onlara aynı inatçı tutumla karşılık vermemeyi öğrenmeliyiz. Aksi takdirde kaybeden biz oluruz. Onun yerine sakinleşene kadar beklemeli sonra olay hakkında konuşup ortak kararlar alarak aynı şeyi tekrar yaşamamanın yollarını bulmalıyız. Ayrıca çocuklarımızın ilgi ve isteklerine göre yeni hobiler edindirip enerjilerini bu yolla da atıp sakinleşmelerine yardımcı olmalıyız. Aile içinde minik sorumluluklar vererek her anını dolu dolu geçirip kendini önemli hissetmesini sağlamalıyız.

Göreceksiniz her anını sizin tarafınızdan önemsenerek geçirdikleri bir yaşamda sizlere de daha az sorun çıkartacaklardır. Minik sorumluluklar ve birlikte geçirilen nitelikli zaman her çocuk için değerli ve önemlidir.

Çocuğum eve kendine ait olmayan eşyalar getiriyor !

Bu ay sizlerle paylaşacağimiz konu bir davranış bozukluğu olan “Çalma-Hırsızlık”

Çocuklarımız okul öncesi eğitime başlamadan önce, en çok vakit geçirdikleri ortam evleridir. Evde genellikle her şey ortak ve herkesin kullanımına açıktır. Anneanneler, babaanneler ve diğer yakınlarımızda da çocuklar ilgi odağı olduklari için her istedikleri önlerine sunulur. Bu durum, çocuklar evden çıkıp başka bir ortama girene kadar (ki bu ortam genellikle okuldur) sürer. Dolayısıyla evde her gördüğü önüne sunulan çocuk mülkiyet kavramını öğrenemez. Her istediğini alabileceğini, her şeyin ona ait olduğunu düşünür. Misafirliğe gittiğiniz evlerden alınıp cebe konan oyuncakların alınma sebebi de her şeyin kendine ait olduğu düşüncesidir. Bu davraniş yaklaşık 5 yaşına kadar sorun sayılmaz yani endişelenmeye gerek yoktur. Çünkü mülkiyet duygusu 6-7 yas civarında kazanılır. 5 yaşına kadar böyle bir durumla karşılaşıldışında çocuğumuz kimden ne aldıysa “O bizim değil, yanlışlıkla almışsın sanırım” diyerek konuyu o an çok uzatmadan alınan eşyayı sahibine geri iade etmesi sağlanmalıdır. Davranış bir çok kez tekrar ederse ; “Bizim olmayan şeyleri izinsiz alıp götüremeyiz, senin eşyaların böyle alınsın ister misin, onu hemen geri vermeliyiz” şeklinde düşüncemiz kesin olarak ifade edilmelidir.

Mülkiyet kavramının öğrenilmesi için küçük yaşlardan itibaren evde de anne-babanın esyalarını aldığında bile baskasına ait eşyalar için izin alması gerektiği anlatılıp izin istemesi alışkanlık haline getirilmelidir. Ayni zamanda çocuğumuzun eşyalarını alırken bizim de izin istememiz iyi bir model olmamızı sağlar. Ayrıca çocuklarımızla beraber alışverişe gittiğimizde aldığımız şeylerin parasını kasada beraber ödemek de mülkiyet kavramı hakkında fikir edinmelerine yardımcı olabilir. İlkokul döneminden itibaren düzenli olarak harçlık vermek de faydalı olacaktır. Ara sıra yapilan sohbetlerde kendimize ait ve baskalarina ait esyalari farkindan bahsedebilir, her seye sahip olamayacağımızdan söz edilebilir, okunan hikayelere bu konuyla ilgili minik eklemeler yapabiliriz.

Beraber oynadığımız oyunlarda da mülkiyet kavramıyla ilgili senaryolar üretmek kullanabileceğimiz yöntemler arasındadir.

“ Bunların dışında 6 yaş ve sonrasında bu davranış sık tekrarlanıyorsa bir davranış bozukluğu halini almış demektir. Bunun aşağıdaki gibi sebepleri olabilir: • Çocuğun mülkiyet kavramini kavrayacak yaşta olmaması ya da ana-babası tarafında bu kavram ve alışkanlıkların öğretilmemesi,
• Çocuğun sevgisiz ve ilgisiz kalmasi,
• Çocuğa gereksinimi olan elbise, oyuncak, yiyecek gibi şeylerin alınmaması ve yeteri kadar para verilmemesi,
• Anne-babanın boşanması, yeniden evlenmesi ya da çocuğu terk etmesi,
• Çocuğun birilerini aşırı olarak kıskanması,
• Özgüveninin eksik olması,
• Çocuğun intikam almak için zarar vermek istemesi,
• Çocuğun yakın çevresinde hırsızlık yapan birilerinin olmasi,
• Grup içinde üstünlük sağlama amacının olması,
Kleptomani (çalma) hastalığına yakalanmış olması. (Yararlanılan Kaynak: Çocuk Sorunlarına Yapıcı Çözümler “Çetin Özbey” )”

Bu durum davranış bozukluğu haline geldiğinde nedenine bağlı olarak davranışlarımız düzenlenmelidir. Şiddetli öfke hiçbir zaman olumlu sonuç vermez. Çözülemeyen sorunlarda bir uzmana başvurulması gerekebilir. Erken yaşta mülkiyet duygusunun kazandırılması ileride yaşanabilecek olası sorunların oluşmasına engel olacaktır. Okul öncesi eğitime erken başlamanın da yararları görülecektir.




| Ana Menu | E-Posta | Bilkent Üniversitesi Ana Sayfası |